Hiçe Dönüşüm

Bu bir içe dönüşümdü. Bugünlerde dünyanın merkezinde bile olsam en dışındaymış gibi hissediyorum. Ne zaman kontrolü kaybettiğimi bilmiyorum. Ne kadar yakalamaya çalışırsam o kadar uzaklaşıyor her şey. Yeni sayfa açmak istemiyorum. Eski sayfalarda hala neler yazdığını hatırlıyorum. Unutma konusunda geliştirememişim kendimi. Her zaman hızlı hatırlamışımdır canımın yandığı zamanları. Kafamı taşımak son zamanlarda daha da zorlaştı. Günden güne ağırlaşıyor kafam. Gözlerim kan çanağı gibi oluyor düşünmekten. Baş ağrılarım geçmiyor. Neden başım ağrıyor ki? Biraz yüklerimden kurtulmalıyım. Bana uzanan yardım elleri ne yazık ki yardımcı olmuyor ruhumdaki yaralara. Zaten benim yarattığım sorunlara neden benden başkaları çözüm üretmeye çalışsın ki? Bu onlara haksızlık olmaz mı? Sorular bitmiyor. Cevaplar yetmiyor. Yine başladı sorular. Aranan şey ben miydim? Kaybolan şey ben miydim? Kimliğimde ne yazıyordu? Neydi adım? Memleketim güzel miydi? Dostlarım beni seviyor muydu? Belki de dostum yoktu. Köpekler gibi sadıktım belki de birilerine. O birileri nereye gitse peşinden gidiyordum, belki de. Ya, en sevdiğim renk neydi? Kışları üşüyor muydum? Denizi mi çok severdim yoksa ormanı mı? Ne zor şeymiş bir kimliğinin olmaması. Cüzdanım çalınmıştı. İçinde kimliğim vardı. Eğer onu bulabilsem geçer miydi tüm kimlik kayıplarım? Yoldan da hiçbir araba geçmiyor. Ay ışığı vuruyor yolun dönüşlerine. Gölgeler büyüyor tam orada. Korkuyorum önümü göremediğimde. Sessizlik beynimin içini tırmalıyor. Ne olurdu ki konuşan bir şeyler olsa? İlla konuşması şart değil. Yanımda bir şeyler olsaydı korkmazdım böyle. Dizlerimin bağı çözülüyor. Lütfen bul beni. Sen beni bulduktan sonra kimliğimi buluruz değil mi? Fazla uzaklaşmadım cüzdanımın çalındığını fark ettiğim yerden. Zaten tuhaf değil mi bu ıssızlığın ortasında cüzdanımın çalınması? Kalabalık kentlerin birinden geliyor olabilirim. Hatırlayamıyorum ama başka türlüsü mantıklı değil aslında. Böyle ıssız yerlerde insanların kimliğine göz dikenler olmaz. Genelde kimlik avcıları kentlerde yaşar. Neden mi? Yani nedeni ortada değil mi? Orada kimliğini avlayabileceğin insan çoktur da ondan. Kentler kimliğini kaybedenlerle doludur. Kimliğini kaybedenler benim gibidir işte. Yaşarlar, nefes alırlar, yemek yiyip bir şeyler içerler, uyurlar ve ardı arkası kesilmeyen sorular sormaya devam ederler, kimliklerini bulmak ve kim olduklarını hatırlamak için. Belki de ben bir kimlik avcısıyımdır ve o kadar aç ve çaresiz kaldıktan sonra buralara kadar sürüklenmişimdir. Yolunu kaybetmiş bir avcıya benziyorum ama benzemiyorum da. Yani daha da kötüsü avcı olup olmadığımdan emin değilim. Ne yapacağım böyle isimsiz, cinsiyetsiz ya da memleketsiz? Artık belliydi ne olduğu. Kaybetmiştim her şeyi. Yaşanacak bir ben ve geçmişten, yani benden arta kalanlar diye bir şey yoktu. Bunun bir ismi vardı. Bu bir hiçe dönüşümdü

ErdemG

Yorum bırakın