Yolculuğum başlamıştı artık. Kendimi bulmak için yola çıkmıştım. Artık kazanmam gereken asıl zaferi kazanmak için hazırdım. Verdiğim tüm savaşlar en son savaşa hazırlıktı. Beni çok iyi tanıyan bir düşmanla karşı karşıya kalacaktım. Onunla barışmak için elimden geleni yapmaya hazırdım. Kendimi nasıl barışmaya ikna edeceğimin çözümünü arıyordum ve yolculuğum başlamıştı artık. Bu yolda ne duyarsam, görürsem, hissedersem ve yaşarsam yazacaktım. Çünkü bu savaşta beni zafere götürecek, kendimi kendime kabul ettirecek en etkili silah buydu. Doğduğumda koşmaya başlamıştım ölüme doğru. Hiçbir şey beni bu maratondan mahrum bırakabilecek güçte değildi. O gün beni yaşatan hücrelerim, artık beni öldürmek istiyordu. Zihnim, hücrelerimle verdiği mücadelede bu ana kadar sorun yaşamadı ama elbet bir gün yaşayacaktı. Zihnimin hala gitmek istediği uçsuz bucaksız diyarlar vardı. Hayal etmek ve hayal edilen şeye aldanmak en masum zayıflığımdı. Herkesi ve her şeyi kendim gibi görüyordum. Bu kusur sadece bana ait değildi. Tüm insanlık bu kusurun işlenmesine yardım ediyordu. Aldanmaktan keyif alıyorduk. Sanki bizim için aldanmak afyon kullanmak gibiydi. Yani belirli bir zaman için kendimizi kaybetmek gibiydi. Belki de bunlar, esas olan kendimizi bulabilmek için yapacağımız büyük savaşa olan tatbikatlardı. Ne zaman başlayacak bu son savaş? Çektiğim acılar dinsin istiyorum. Evet, acı çekiyorum dedim. Çünkü böylesine güzel bir dünyada kötülüğün, yoldan çıkmış ruhların, vicdan nedir bilmeyen vücutların, makama ve mevkiye tapanların, yüzsüzlük üstüne yüzsüzlük yapanların, insan olmayı unutanların ve daha nicelerinin hüküm sürmesi bana acı çektiriyor. Dünyanın dertlerini yükledim sırtıma. Böyle konuştuğumda “Sen çok yaşamazsın.” ya da “Karamsar düşünüyorsun. Hiç mutlu değilsin.” diyorlar. Aksine ben böyle konuşmazsam az yaşarım. Aksine ben böyle konuşmazsam karamsar düşünürüm ve mutlu olamam. Bir mücadele verdiğimi bilmek ve kendi kendime bile olsa başkaldırabildiğimi bilmek benim içimi yeteri kadar rahatlatıyor. Anlayamıyorum onca yanlış şey varken başını yastığa rahat koyabilenleri ve vicdanları azıcık bile olsa sızlamayanları. Kadınların, çocukların ve hayvanların canına kıyılıyor bu dünyada. Çoğu zaman da bu canlara bir hiç uğruna kıyılıyor. Bu sizi rahatsız etmiyor mu? Bizi rahatsız etmesi için mağdur illa biz mi olmalıyız? Bu rahatsız etmiyorsa biz de suçlu sayılmaz mıyız? Güçlülere, gücünü veren yine biz değil miyiz? Biz o gücü vermeyi bırakırsak bizimle eşit olmazlar mı? İşte bunu hep unutuyorsunuz. Biz olmadan güçlerinin hiçbir anlamı yok. Farkına varın bunun. Dünyanın çivisi kendi kendine çıkmadı. Biz de o çiviyi çıkarmaya çalışanlar kadar suçluyuz. Çünkü karşı koyabilirdik. Hiçbir şey için geç olduğunu düşünmüyorum. Her yeni güne bir şans vermek gerektiğine ve elbet bir gün kaderin askerlerinin bizim tarafımıza geçeceğine inanıyorum. Bir yaratıcı var mı bilmem ama varsa da dünyayı çoktan unuttuğu belli oluyor. Dünya kendi kanına susamıştı. Bana göre kendini anlamayan ve aramayan herkes buna bir katkıda bulunuyordu. Çünkü içindeki güzelliği birazcık beslemeyi bilen insan, bir şeylerin ters gittiğini hemen kavrayabilir. Sırf bu yüzden kendimi bulmak istiyorum. Kendimi bulmadan gerçek bir devrim yolcusu olamam. Evet, devrim yolcusu dedim. Devrimsel bir harekat başlaması gerektiğine inanıyorum. Bu yanlışlar öyle bir hal almış ki artık doğrunun ne olduğunu unutur hale gelmişsiniz. İnsan bunu, kendi eliyle bir gün kendinin de sıkıntı yaşayabileceğini akıl etmeden yapar. Ben, o insanlardan olmayacağım. İşte bu yüzden yola çıktım. Bu yolun geri dönüşü yok. Bir kez o his vücudunu sarınca bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Kendimi aradığım ve anlamaya çalıştığım bir yol bu. Yol sandığımdan daha uzunmuş. Yolun sonu bitmek tükenmek bilmiyor. Zaman geçiyor. Zaman geçiyor. Zaman geçiyor ve beni en ufak parçama kadar harcıyor. Tüm bunların yaşanması gerekiyor. Bu süreçler sırayla yaşanmadan tüm parçalarını kabul etmiş yeni bir ben oluşamaz. Kendimi zamanı geldiğinde derisini değiştiren yılana benzetiyorum. Biraz acı çektiğim doğru ama acısız bir yaşam için acı çektiğim de doğru. Karşı koymak mümkün değil. Durdurmak mümkün değil. Yenilmek mümkün. Kabullenmek mümkün. Mücadeleye devam etmek mümkün. Zaman geçiyor ve yolculuğumda verdiğim molanın sonuna geldik. Kendimi aramaya devam etmem gerekiyor. Sen de kendini aramaktan korkma. O korktuğun şey senin bir parçan. Bunu sakın unutma ve kabul et o parçanı. Yalnız değilsin. Ben ve niceleri çoktan başladık yolculuğa. Seni de bekliyoruz. Hoşça ve sağlıklı kal
ErdemG
