Hepimiz gerçekten insan mıyız? İşin özüne bakıldığında bunun cevabının bilinmesi zordur ama hepimiz çok farklı insanlarız. Annemizden gelen yumurta ve babamızdan gelen sperm bile öz kardeşlerimizinkiyle aynı değildir. Canlıları oluşturan en küçük yapı taşları herkeste farklıdır. Bu durum doğadaki her şeyin birlikte var olması gerektiğini hissettiriyor bana ama nasıl birlikte var olabiliriz? Var olmak derken söylemek istediğim şey hepimize bambaşka görevlerin bahşedilmiş olduğu ve bu görevleri ne kadar yerine getirebilirsek o kadar var olacağımız. Bu var olma çabasında mutlaka sorunlar ortaya çıkacak ve biz bu sorunları çözerken eşit olmak zorundayız. Hepimizin eşitliği işte tam bu noktada başlıyor. Yazıya başlarken işin özüne bakıldığında demiştim ama birlikte var olmak söz konusu olduğu zaman işin özünden çıkmak zorundayız. Bunu da gerçekten insan olabilmeyi başarabilirsek becerebiliriz. Yeniden sormamız gerekirse hepimiz gerçekten insan mıyız? Bu soruyla başka sorulara kapı açıyoruz ve bu yeni sorulara cevap bulmak hiç kolay değil. Bana göre gerçek bir insanı tanımlamak ne kadar zor olsa da tanımlamak ve size anlatmak için elimden geleni yapacağıma söz verebilirim. Gerçek insan, yaşadığı sorunlar sadece kendisinin başına geliyormuş gibi davranmaz çünkü bilir ki her zaman sorunlar olacak ve değişen tek şey bu sorunların kimin başına geldiği olacak. Gerçek insan, korkulacak şeyin başka insanlar değil de kendi vicdanı olduğunu idrak edebilir. Vicdan bizimle her yere gider ve nasıl ellerimiz kollarımız bir parçamızsa vicdanımız da asla inkar edemediğimiz bir parçamızdır. Gerçek insan, karşılaştığı insanların makamına, mevkisine ve sıfatına bakmak yerine insanlığına bakar çünkü bilir ki insanların içinde insan olmanın getirdiği sorumluluklar vardır ve bu sorumlulukları herkes yerine getiremez. Gerçek insan, dış güzelliğin büyük bir yanılsamadan ibaret olduğunu ama iç güzelliğin toprak altına girene kadar sürdüğünü bilir. Süslü ve çekici vücutlardan ziyade engin ve geniş zihinlere değer verir. Gerçek insan, nedenlerin içinde kaybolmak yerine nedenlerle yaşamayı öğrenir çünkü sonuçlar nedenlerden daha önemlidir. Bir yere neden geldiğimizi merak etmek yerine geldiğimize değdi mi yoksa değmedi mi diye bakarız. İşte bu yüzden nedenleri bulduğunda sonuçlara da ulaşacağını sananlar yanılırlar. Gerçek insan, bereketin çalışmaktan ve üretmekten geçtiğini atalarının anlattığı derslerden anlamıştır. Çalışmak ve üretmek büyük bir sabır gerektirir. Güzel bir meyveyi yemek için bütün bir sene o meyvenin olgunlaşması beklenir. Bu bekleyiş aslında hayatımızın her alanında vardır. Bir mesleği layığıyla yapmak için uzun çalışmalar gerekir. Bir mevsimin gelmesi için üç mevsim yaşanır. Bir ayın gelmesi için on bir ayın bitmesini bekleriz. Bir yağmurun yağması için bulutların su buharıyla dolması lazımdır. Bu bekleyişler saymakla bitmez ama sabredince verilen emeklerin karşılığı alınır. İşte bereket isteyenlerin tutacağı tek yol, çalışmak ve üretmek olur. Gerçek insan, bir sözün bazen vezir bazen de rezil edebileceğini bilir. Zamansız söylenen sözler, kötü bir üslupla söylenen sözler, yanlış insanlara söylenen sözler ve yalanlarla dolu sözler ilişkilere gölge düşürür. Bunun ayarını bilmeyen vezir olduğu yerde rezil, ayarını bilen rezil olduğu yerde vezir olur. Sözlerin gücü çok büyüktür. Doğru yerde ve zamanda, doğru kişilere söylenen doğru sözler büyük bir ziyafet gibi doygunluk oluşturur insanların ruhlarında. Gerçek insan, beklemektense hareket halinde olmayı sever. Hareket halinde olmak, değirmenden sürekli akan bir su gibidir ve değirmenin çarkını durmadan çalıştırır. Beklemek insanı köreltir ve yaşlandırır. Durmadan amacına hizmet etmek biz insanların en büyük görevidir. Bu görev ruhumuzu doyuran en kıymetli besindir. Gerçek insan, yalnızken kalabalık olmayı başarabilir. Yalnızlığı, tek başınalığa dönüştürmek ve bundan keyif almak gerçek insanlara özgüdür. Tek başınalık aslında tüm topluluklara başkaldırıdır. Başkaldırı, belirli bir düzeni olan ama kötüye giden olayları değiştiren en önemli adımlardan birisidir. Gerçek insan, sanatı da sanatçıyı da çok sevmelidir. Sanat, bize toplumları ve toplumlara bizi gösteren iyi bir aynadır. Sanatçı, bu aynaları yapan ustadır. En güzel aynaları yapanlarsa en büyük sanatçılardır. Gerçek insan, mutlaka insan dışında bir hayvanla dosttur. İnsanların düşünebilen hayvan olarak başka hayvanların bakımına ve ihtiyaçlarına yardım etmesi büyük bir erdemdir ama bu yardımdan dolayı onları sahiplendiğini söylemesi samimi değildir. Bir hayvanı sahiplenmek yerine bir hayvanla dost olmak çok daha büyük bir erdemdir. Hayvanı sahiplendiğinizde işin özünde kendinizi düşünüyorsunuz ama hayvanla dost olduğunuzda işin özünde de hayvanı düşünüyorsunuz. Gerçek insan, her dilde konuşabilen değil de her dilde susabilendir. Son zamanlarda her dilde susabilmeye yaklaştığımı hissettiğim bir an oldu ve bu anda yeterincetanımadığım ama uzun zamandır tanıyormuş gibi hissettiğim başka bir insan vardı. Bu insan, bana her dilde susabilmeyi gösterendir. Umarım sizler de böyle insanlarla karşılaşırsınız. Gerçek insan, uzakları yakın edebilendir. Bedenen yanında olmadığımız ama ruhen hep yanında olduğumuz insanlar vardır mutlaka hayatlarımızda. Hayat bizi ne kadar uçlara itse de hep bir orta yol bulunabileceğine inandıran ve bunu iliklerimize kadar hissettiren insanlar vardır mutlaka hayatlarımızda. Gerçek insan, doğadan kaçmak yerine doğada yeniden kendini bulandır. Doğanın bizlere sunmadığı hizmet yoktur. Yeter ki baktığımızda görmeye, dinlediğimizde duymaya, dokunduğumuzda hissetmeye, soluduğumuzda koklamaya ve tattığımızda lezzetini anlamaya çalışalım. Gerçek insan, alandan çok verendir. Verdikçe çoğaldığını, aldıkça azaldığını tecrübe etmiştir. Vermek o kadar kudretlidir ki, o yüzden en büyük verici Tanrıdır. Gerçek insan, karanlıkta aydınlığı görebilendir. Her karanlık aslında bir aydınlığın habercisidir. Her kötü durumda mutlaka bir çıkar yol vardır. Bazen, bu niye benim başıma geldi diye sitem ettiğimiz olaylar en büyük dualarımız olur. Gerçek insan, sahip olduklarını göze sokan değil de gizleyendir. Başkasının zor durumuna bakarak şükretmek başkasına acımaktan fazlası değildir ve görkemli bir hayat acizlerin kendini gösterebilmek için seçtikleri bir hayattır. Gerçek insan, tüm dünya çocuklarının anasıdır ve babasıdır. Babasızlara baba, anasızlara ana olmak ruhani bir güç gerektirir. Bu ruhani güç, herkeste olmadığı için bazı çocukların kimi kimsesi yoktur. Gerçek insan, çok bildiğini söyleyen değil de az bildiğini söyleyendir. Bilmek, doğrusunu bilmek, doğrusunu bildiğin şeyleri herkesin anlayabileceği şekilde anlatabilmek, yanılınca yanıldığını kabul etmek ve tüm bunlara onca kötü insana rağmen devam etmek bizim işimizdir. Gerçek insan, erdem ne demek bilendir. Erdem, insanın ahlaki olarak iyiye yönelmesi ve ruhani yetkinlik olarak tanımlanır sözlükte. Erdemin sözlükteki anlamından fazlası olmasına izin verin. Siz izin vermediğiniz sürece bedenlerin içinde hapsolmaya devam edecektir. Bırakın. Terk edin. Vazgeçin. Azaltın. Başarısız olun. Üzülün. Kabul edin. Yere düşün. Yaralanın. Ağlayın. Hüzünlenin. Kanayın. Pes edin. Yalnızlaşın. Gidin. Aşık olun. Güçsüzleşin. Hayret edin. Özleyin. Yaşlanın. Yenilin. Barışın. Döngüden çıkın. Başkaldırın. Ayrılın. Eksilin. Tamamlanın. Ne yaparsanız yapın ama her şeyin sonunda mutlaka erdemi bulun ve gerçek insan olun
ErdemG
